Çevre İçin Hekimler Derneği

Çimento fabrikalarına uzman tepkisi…

Çevre İçin Hekimler Derneği Başkanı ve Ege Üniversitesi (EÜ) Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Profesör Doktor Ali Osman Karababa, öğretim üyeleri Raika Durusoy ve Hür Hassoy’un BM desteğiyle hazırladıkları ve kalıcı organik kirleticilerin (KOK) insan sağlığına zararları konusunda çarpıcı bilgilerin olduğu ‘Kalıcı Organik Kirleticiler (KOK) ve Sağlık’ adlı kitap yayına çıktı. Kitap, çevre hekimleri, milletvekilleri, bakanlar ve Cumhurbaşkanlığı’na ücretsiz olarak gönderilecek.
uu(4)

HALİDE DEMİR / EGE MECLİSİ – Kitabın basına tanıtım toplantısında konuşan Çevre İçin Hekimler Derneği Başkanı Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Ali Osman Karababa, kalıcı organik kirleticilerin (KOK) tehlikelerini anlattığı toplantıda İzmir’deki iki çimento fabrikası ve taş ocakları hakkında da uyarılarda bulundu.

Geçmişte kent dışında olan ancak ikisi de kent içinde kalan İzmir’deki iki çimento fabrikasının çalışmasının acilen durdurulması ve kent dışına çıkarılması gerektiğini belirten Prof. Ali Osman Karababa, çimento fabrikalarına verilen tehlikeli atık yakma izni nedeniyle bacalardan yayılan tehlikeli gazları İzmirlilerin soluduğunu ve bunun ileride başta akciğer ve solunum rahatsızlıkları olmak üzere pek çok ciddi hastalığın artışına sebep olabileceği uyarısında bulundu.

TEHLİKELİ ATIK YAKMA İZNİ VERİLEN ÇİMENTO FABRİKALARININ…

Prof. Ali Osman Karababa, çimento fabrikalarının yerlerinin Çevre Yasası’na da aykırı olduğunu vurgulayarak, uyarısının bilimsel nedenlerini,

“İzmir’in dışında iki çimento fabrikası var. Geçmişte bunlar kentin dışında idi ama şimdi kentin içinde. Şimdi oldukları yerde kalabilir demek sözkonusu olamaz. Çok acilen çalışmasının durdurulması ve kentin dışına taşınmaları gerekiyor. Çimento fabrikalarında yeni teknolojiyle klinker yöntemiyle tehlikeli atıklar yakılabiliyor. İzmir halkının nefes alırken nefes yoluyla aldığı kimyasalların azaltılması gerekiyor. Sanayiciler ve yöneticiler İzmirlilerin sağlıklarını düşünüyorsa bu tür girişimlerin sonlandırılması gerekiyor. Yeni kurulanların hepsi tehlikeli atık yakma özelliğine sahip. Maliyetlerini düşürücü bir durum bu. Normalde fosil yakıt tüketiyorlar. Tehlikeli atık yakmaması lazım. Üniversitelerin zaman zaman çimento fabrikalarının kent dışına taşınmasıyla ilgili açıklamaları var. Büyükşehir belediyesinin de girişimleri olduğunu biliyorum. Şimdiye kadar kapasite arttırma. Çimento fabrikalarının bulundukları yerler Çevre Yasası’na göre aykırı” şeklinde açıkladı.

EÜ Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı ve Çevre İçin Hekimler Derneği Başkanı Prof. Ali Osman Karababa, dün Kemalpaşa’nın Akalan Köyü’nde de köylülerin direnişinin ardından mahkemenin de yürütmeyi durdurma kararı verdiği ve İzmir’in birçok noktasında olan taş ocakları hakkında da uyardı.

GEREKSİZ VE ÇOK SAYIDA TAŞ OCAĞI VAR…

Taş ocakları ve çimento fabrikalarının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini, İzmir’de ve Türkiye’de gereksiz yere ve çok sayıda taş ocağı bulunduğunu, çevre yasalarına aykırı olarak yenilerinin de hızla açılmaya devam ettiğini anlatan Prof. Ali Osman Karababa, taş ocaklarından yayılan tozların insan sağlığı ve çevre için en tehlikeli çevresel ajanlardan biri olduğuna dikkat çekti:

“Taş ocaklarını çimento fabrikalarından ayrı düşünemezsiniz. Hammade aldıkları yerler. Hepsi de kentin dibinde. Bir çimento fabrikasının arkasının taş ocakları olduğunu düşündüğünüzde, taş ocaklarının kent dışına taşındığı söylendi ama uzağa değil. Yoldan görünmeyen bir alana taşındı sadece. Bunların bir kapasiteye kadar olan yerleri ÇED’ten muaf kabul edildi. Taş ocaklarını küçük küçük parçalara ayırdılar. Türkiye’de gereksiz yere ve çok sayıda taş ocağı var. Yenileri de açılmaya devam ediyor. Mermer, traverten çıkartanları da var. Hiçbir şekilde işlenmeden kargo yükü olarak yurtdışına satılıyor. Satış bedelleri de çok çok düşük. Katma değeri az olan ürünler, ülkeye ciddi girdi sağlamadığı gibi çevreye verdiği tahribat çok fazla.”

TAŞ OCAKLARINDAN YAYILAN TOZLAR…

“Taş ocaklarının en önemli riski toz. Çünkü bu toz insan sağlığı için en tehlikeli çevresel ajanlarından biri” diyen Prof. Ali Osman Karababa, ocaklardan yayılan tozların insan sağlığına olumsuz etkilerini ise şöyle sıraladı:

“Solunum sisteminde ciddi yıkımlara neden oluyor. Ki bunlar özellikle kronik akciğer sorunları. Bunların dışında kan dolaşımına zarar veren etkileri var tozların. Kalp üzerinde zararlı etkileri var, kalp krizini arttırıyorlar. Beyin kanamasına ve buna bağlı felçlere neden olabiliyorlar.  Bacaklarda dolaşım sorunlarına. Tozun zarar vermediği hemen hemen hiçbir alan yok. Tozu olabildiğince azaltmak lazım. Bunun için termik santraller, taş ocakları ve çimento fabrikalarının azaltılması ya da kent dışına çıkarılması lazım.”

TARIM İLAÇLARI EN ÇOK EGE VE MARMARA’DA, EN RİSKLİ ALANLAR DA BURALARDA

Kalıcı organik kirleticilerin (KOK) başında gelen tarım ilaçlarının bilinçsiz kullanımının fazlalığının zararına da vurgu yapan Prof. Ali Osman Karababa, tarım ilaçlarının en fazla Ege ve Marmara bölgelerinde kullanıldığına dikkat çekti ve,

“Tarım ilaçları en çok Ege ve Marmara’da kullanılıyor. En riskli alanlar da bunlar. Sanayinin en çok yerleştiği yerler de bunlar. Doğa artık kırılma noktasında. Doğanın kendi kendini kurtarabilmesi söz konusu olmayacak. Bu, bilim insanlarının ortak söylemi. Çok acil ve radikal önlemler alınmak zorunda. Yaşamımızdan bu kimyasalları çıkarmamız lazım. Başarılabilir. 1940’lara kadar doğada, bizim bildiğimiz, herhangi bir tarım ilacı yoktu. Demek ki tarımsal üretim geçmişte onlar olmaksızın da yapılabiliyormuş. Teknik olarak bir engel yok. Nüfus artışı etken değil. Gıda alanında gdo ve tarım ilacı açısından bir bahane olamaz, asla. Bunlar olmaksızın yapılabilecek üretim nüfusun hakkaniyetli dağıtımı olursa, tüm nüfusa yetebilir. O zaman engelimiz ne? Sermayenin para kazanabilmesi için ortaya atılan bir şey bu sadece.”

RAİKA DURUSOY: KOK’LAR HER YERDE, FARKINDALIĞIMIZ ARTARSA…

EÜ Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Çevre İçin Hekimler Derneği Üyesi Raika Durusoy da, “KOK’lar heryerde. Atık yakan tesisler, çimento fabrikalarının da atık yakma lisansı var. Onların bacalarından da istemsiz olarak salınıyor. Havayoluyla da bunlara maruz kalıyoruz. Farkındalığımız artarsa bu tip yeni tesislerin açılmasına ya da bu lisansı almalarına karşı olmalıyız. KOK’lar doğada başka bir şeye dönüşmüyor. Bu molekül yıllarca o halde kalıyor. Tüketiciler aldıkları her tüketim maddesinin içinde KOK var mı diye bakmalı tüketiciler.Böylelikle üretici firmalar, ürünlerinde bulundurmamaya zorlanabilir” diye konuştu.

Kaynak: http://www.egemeclisi.com/izmir/54964/_imento_fabrikalarina_uzman_tepkisi_

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on 15 Ocak 2015 by in Basında.

Blog İstatistikleri

  • 1,012 hits

Arşiv

%d blogcu bunu beğendi: